
Eş Durumu Tayini Öğretmen 2026 | Aile Birliği Mazereti ve İptal Davası
İçeriği Paylaş
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan öğretmenler açısından uygulamada en sık “eş durumu tayini” olarak adlandırılan öğretmen aile birliği mazereti, anayasal koruma altında bulunan ve belirli şartların varlığı hâlinde idare tarafından karşılanması gereken bir yer değiştirme hakkıdır. Uygulamada eş durumu tayini öğretmen başvurularının büyük bölümü, norm kadro ve hizmet puanı gerekçeleriyle reddedilmekte olup bu işlemler sıklıkla yargı denetimine konu edilmektedir.
Özellikle eşi asker, polis, jandarma veya zorunlu yer değiştirmeye tabi diğer kamu görevlisi olan öğretmenlerin, eş durumu tayini yoluyla aile birliğini fiilen sağlayamadan görev yapmaya zorlanmaları, idari yargı denetimine konu edilmekte ve çoğu durumda hukuka aykırı bulunmaktadır.
Bu tür uyuşmazlıklarda idarenin norm kadro, hizmet puanı veya il/ilçe içi görevlendirme gerekçeleriyle tesis ettiği ret işlemlerinin, aile birliğinin korunmasına ilişkin anayasal ve yasal güvencelerle bağdaşmadığı yönünde yerleşik yargı kararları mevcuttur.
Hayır. Zorunlu yer değiştirmeye tabi personelin (astsubay, polis, jandarma, sahil güvenlik vb.) öğretmen eşlerinin atamalarında norm kadro sayılarına ilişkin hükümler uygulanmaz. İdarenin “boş kadro yok” veya “muhtemel boşalacak kadro” gerekçesiyle talebi reddetmesi, yerleşik yargı kararlarına göre hukuka aykırıdır.
Hayır. Büyükşehirlerde yalnızca “aynı il sınırı” içinde görev yapılması aile birliğinin sağlandığı anlamına gelmez. İlçeler arası fiili mesafe, ulaşım süresi ve günlük yaşamın sürdürülebilirliği dikkate alınır. Mahkemeler, uzun mesafelerin aile birliğini fiilen ortadan kaldırdığı durumlarda ret işlemlerini iptal etmektedir.
Zorunlu atamaya tabi eş söz konusuysa hayır. Eş durumu ataması bir yarışma veya tercih üstünlüğü meselesi değildir. Hizmet puanı gerekçesi, norm kadro gerekçesi gibi, aile birliği mazeretini bertaraf edecek şekilde kullanılamaz. Mahkemeler bu tür ret işlemlerini hukuka aykırı bulmaktadır.
Her durumda hayır. Özellikle yakın tarihte aile birliği mazeretiyle yapılan bir atamadan sonra, öğretmenin aile bütünlüğünü bozacak ve günlük yaşamı fiilen imkânsız kılacak bir mesafeye re’sen atanması, kamu yararı–bireysel menfaat dengesini bozar. Bu tür işlemler idari yargı tarafından iptal edilmektedir.
Ret işleminin iptaliyle birlikte yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Çünkü eğitim-öğretim yılı devam ederken aile birliğinin sağlanamaması telafisi güç ve imkânsız zararlar doğurur. Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi hâlinde idare, atamayı gecikmeksizin yapmakla yükümlüdür.

İçindekiler
ToggleÖğretmenlikte Aile Birliği Mazereti (Eş Durumu Tayini) Hakkı
Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal hukuk devleti niteliği, bireyin ve toplumun temel yapı taşı olan ailenin korunmasını devletin asli ödevlerinden biri kılmıştır. İdare hukukunun temel ilkeleri ve anayasal normlar ışığında değerlendirildiğinde, kamu görevlilerinin yer değiştirme suretiyle atanması işlemleri, sadece hizmetin gerekleri ile değil, aynı zamanda personelin sosyal ve ailevi haklarını koruma mükellefiyeti ile de sınırlandırılmıştır. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında görev yapan öğretmenler için aile birliği mazereti, personelin verimliliğini ve kamu hizmetinin sürekliliğini doğrudan etkileyen, hukuksal denetimi titizlikle yapılması gereken bir alandır.
İdarenin kamu görevlilerini atama konusundaki takdir yetkisi, hiçbir zaman mutlak ve sınırsız bir güç teşkil etmez. Aksine, bu yetki; kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuka uygunluk denetimi çerçevesinde, üst hukuk normlarına tabi bir yetki kullanımıdır. Günümüzde öğretmenlerin eş durumu tayini kapsamında, aile birliği mazeretiyle yaptığı başvuruların “norm kadro doluluğu” veya “hizmet puanı sıralaması” gibi gerekçelerle reddedilmesi, idarenin takdir yetkisini anayasal aile birliği ilkesinin üzerinde bir norm olarak kurgulamasından kaynaklanmaktadır. Ancak yargı içtihatları, bu tür genel geçer savunmaların, anayasal bir hakkın özünü zedeleyemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, bilindiği üzere öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme taleplerinin hukuki dayanağı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen aile birliğinin korunmasına ilişkin hükümlerden kaynaklanmaktadır.
2026 yılı yarıyıl tatili mazeret atama dönemi bağlamında, eş durumu tayini öğretmen başvurusu reddedilen kişilerin karşılaştığı hukuki uyuşmazlıklar, idarenin operasyonel ihtiyaçları ile bireyin aile bütünlüğü arasındaki dengenin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Mevcut uygulamada, mazereti bulunmasına rağmen yer değişikliği talebi yerine getirilmeyen öğretmenlerin, ücretsiz izin gibi “alternatif” ama mağduriyet doğuran yollara sevk edilmesi, hukuk devleti ilkesinin koruma mekanizmalarının işletilmesini gerektiren tipik bir idari işlem kusurudur. Bu makalede, söz konusu denetimin yasal dayanakları ve yargı organlarının bu konudaki yerleşik ve güncel mazeret denetimi pratikleri çözümlenecektir.
Ayça Tayarer, Ocak 2026, Ankara
Eş Durumu Tayini Öğretmenler İçin Aile Birliği Mazereti Nedir?
Öğretmenlerin aile birliği mazereti, tekil bir yönetmelik hükmünden ziyade, anayasal ve yasal bir normlar silsilesinin koruması altındadır. Bu korumanın temelini kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesi oluşturmaktadır. İlgili madde, aileyi Türk toplumunun temeli olarak tanımlamakta ve devlete, ailenin huzur ve refahını sağlamak üzere gerekli tedbirleri alma ve teşkilatı kurma ödevi yüklemektedir. Bu anayasal buyruk, idareye sadece pasif bir koruma değil, personelin aile hayatını idame ettirebileceği uygun çalışma ortamını yaratma konusunda aktif bir mükellefiyet yükler.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesi, anayasal bu ilkeyi memuriyet rejimine aktarırken “aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak” ifadesini kullanmaktadır. Buradaki “koordinasyon” tabiri, idarenin atama sürecinde diğer kurumlarla eşgüdüm içinde hareket etmesi ve memur eşlerin aynı yerleşim yerinde görev yapmalarını sağlayacak mekanizmaları işletmesi gerektiğini ifade eder. Öte yandan, MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin alt norm niteliğindeki hükümleri, bu üst hukuk normlarını daraltıcı şekilde yorumlanamaz. Özellikle “norm kadro” kavramı, Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik ile düzenlenen teknik bir personel planlama aracıdır.
Hukuk devleti ilkesi gereğince, hiçbir alt norm (yönetmelik, genelge vb.), dayanağı olan üst normun (Anayasa ve Kanun) sağladığı hakları kullanılamaz hale getiremez. Uygulamada idarenin “norm kadro doluluğu”nu mutlak bir engel olarak sunması, hiyerarşide alt sırada yer alan bir düzenlemenin, anayasal bir hakkı askıya alması sonucunu doğurur ki bu durum ağır bir hukuki sakatlıktır. Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmelik’in 9. maddesinde yer alan zorunlu yer değiştirmeye tabi personel eşleri hakkındaki “norm kadro sayılarına ilişkin hükümler uygulanmaz” kuralı, aslında anayasal ilkenin yönetmelik düzeyindeki bir teyididir. Ancak bu hüküm sadece zorunlu atamaya tabi eşlerle sınırlı düşünülmemeli, idarenin tüm personelinin mazeret tayinlerinde aile birliğini tesis etme yükümlülüğünün bir parçası olarak yorumlanmalıdır.
Öğretmen Aile Birliği Mazereti ve Eş Durumu Tayini Reddi Şartları Nelerdir?
İdari işlemlerin sebep unsuru, işlemin hukuka uygunluğu noktasında en kritik denetim alanıdır. MEB, aile birliği mazereti başvurularını reddederken genellikle birkaç tipik “blok gerekçe”ye sığınmaktadır. Bu gerekçelerin yargısal denetim altında nasıl çözümlendiği, hak arama sürecinin stratejisini belirlemektedir.
1. Öğretmen Aile Birliği Mazereti ve Eş Durumu Tayini Nedeniyle Açılan İptal Davaları
İdarenin en yaygın savunması, gidilmek istenen eğitim kurumunda alan bazlı boş kadro bulunmadığıdır. İdare, personelin hizmetine ihtiyaç duyulan yerde istihdam edilmesi gerektiğini ve planlamanın norm kadro üzerinden yürütüldüğünü ileri sürmektedir. Ancak mahkemeler, norm kadronun dinamik bir yapı olduğunu ve idarenin ihtiyaca göre kadro ihdası veya geçici görevlendirme ile aile birliğini sağlama yetkisinin her zaman bulunduğunu belirtmektedir. Norm kadro planlaması, bireyin anayasal hakkını yok saymak için değil, hizmeti düzenlemek için vardır; dolayısıyla mazeret durumunda bu teknik kısıtın esnetilmesi hukuk devleti gereğidir.
2. Eş Durumu Tayini Başvurularında Hizmet Puanı ve Tercih Sıralaması Paradoksu
MEB, atama sistemini bir puan yarışı şeklinde kurgulayarak, puanı yetmeyen öğretmenin mazeretinin de karşılanamayacağını iddia etmektedir. Ancak eş durumu mazereti, personelin kendi iradesi dışındaki bir zorunluluğu temsil eder. Puan usulü, isteğe bağlı yer değiştirmelerde adil bir ölçüt olabilir; fakat mazeret tayinlerinde idarenin ana gayesi puan sıralaması değil, “mazeretin giderilmesi” olmalıdır. Yargı, “puanı yetmemek” gerekçesini, mazereti olan bir kamu görevlisinin parçalanmış bir aileye mahkum edilmesi için yeterli görmemektedir.
3.Eş Durumu Tayini Kapsamında İl İçi Görevlendirme ve Mesafe Yanılsaması
Bazı durumlarda idare, “ayni il sınırları içinde zaten görev yapmaktasınız” diyerek talebi reddeder. Özellikle büyükşehirlerde (Ankara, İzmir, İstanbul), il sınırları içindeki mesafeler bazen yüzlerce kilometreyi bulabilmektedir. İdarenin bu savunması, aile birliğinin sadece kağıt üzerinde “il bütünlüğü” ile sağlanamayacağını, fiilen aile hayatının devam ettirilebileceği makul mesafelerin (mutat vasıta ile günlük gidilebilecek) esas alınması gerektiğini göz ardı etmektedir. Mahkemeler, “il içi” sıfatından ziyade, fiili durumun aile huzuruna etkisini denetlemektedir.
4. Eş Durumu Tayini Sonrası Norm Fazlası Re’sen Atamalar ve Hukuki Sınırlar
Okulundaki norm kadronun azalması sonucu norm fazlası ilan edilen öğretmenin, re’sen başka bir ilçeye atanması, mazeret tayini ile sağlanan düzeni de bozabilmektedir. İdare, personeli atıl tutmamak adına en yakın boş kadroya atama yaptığını savunur. Oysa yeni bir aile birliği ataması yapılmışken, hemen ardından personelin aile düzenini altüst edecek şekilde uzağa gönderilmesi, idarenin “kamu-birey menfati arasındaki dengeyi” gözetmediğini gösterir. Bu durumda işlem, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmektedir.
Eş Durumu Tayini ve Öğretmen Aile Birliği Mazeretine İlişkin Emsal Mahkeme Kararları
İdare mahkemeleri, mazeret atamalarda idarenin takdir yetkisini denetlerken, “sebep” ve “amaç” unsurları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Aşağıda çözümlenecek kararlar, bu denetimin temel parametrelerini belirlemektedir. Öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirmelerine ilişkin farklı uyuşmazlık türleri ve yargı kararları, hukuki makaleler sayfasında derlenmiştir.
Mersin 2. İdare Mahkemesi (2025): Zorunlu Atama ve Norm Kadro Muafiyeti Üzerine
Mersin 2. İdare Mahkemesi’nin 30.05.2025 tarihli kararı, özellikle zorunlu yer değiştirmeye tabi personel eşleri (asker, polis, hakim vb.) açısından bir “güvence noktası” teşkil etmektedir. Karara konu olayda, Mersin’in Anamur ilçesinde görev yapan davacı öğretmen, eşinin Siber Suçlarla Mücadele branchını kazanarak Mersin merkeze (yaklaşık 200 km mesafe) atanması üzerine eş durumu mazeretine başvurmuştur. İdare, Anamur’dan merkeze yapılacak atamayı “kontenjan yok” gerekçesiyle reddetmiştir.
Mahkeme, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmelik’in 9. maddesini merkeze alarak bir yetki ve sebep analizi yapmıştır. İlgili hükümde, zorunlu yer değiştirmeye tabi personelin memur eşinin atanmasında norm kadro sayılarına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Mahkeme gerekçesinde; idarenin zorunlu atamaya tabi personelin eşini, hizmet puanı veya kadro yetersizliği gibi mazeretler ileri sürerek atamama yoluna gitmesinin “hukuki belirlilik” ve “kanun önünde eşitlik” ilkeleriyle bağdaşmadığını vurgulamıştır.
Bu karar öğretmenler açısından hangi hukuki ilkeyi ortaya koymaktadır? Karar, mevzuatta özel koruma altına alınmış mazeret grupları için idarenin takdir yetkisinin “sıfıra indiğini” ve norm kadro savunmasının bu durumlarda geçersiz olduğunu tescil etmektedir.
İzmir İdare Mahkemeleri: Büyükşehirlerde Mesafenin Aile Birliği İlkesi ile Denetimi
İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin 23.05.2025 tarihli kararında, Bayraklı’dan Gaziemir’e (asker eşinin yanı) atanmak isteyen öğretmenin talebinin reddi konu edilmiştir. İdare, büyükşehirlerde ilçeler arası ulaşımın her zaman mümkün olduğunu ve kadro durumunun öncelikli olduğunu savunmuştur. Mahkeme ise, Anayasa’nın 41. maddesinin sağladığı korumanın sadece sembolik bir “il bütünlüğü” değil, fiili ve sürdürülebilir bir “birliktelik” olduğunu belirtmiştir. Kamu görevlisinin ailevi kaygılardan uzak tutulmasının, kamu hizmetinin verimliliği için bir önkoşul olduğu saptanmıştır.
Diğer taraftan, İzmir 6. İdare Mahkemesi’nin 11.07.2025 tarihli Menemen-Ödemiş (re’sen atama) kararında ise daha sarsıcı bir tespit yapılmıştır. Gidiş-dönüş 300 km’lik bir mesafenin “günlük mutat vasıtalar ile gidilip gelinebilecek bir mesafe olmadığı” vurgulanarak, idarenin “ilçe bazlı planlama” savunması çürütülmüştür.
Bu kararlar öğretmenler açısından hangi hukuki ilkeyi ortaya koymaktadır? Bu içtihatlar, idari yargının “ilçe sınırlarını” veya “coğrafi adlandırmaları” değil, hayatın doğal akışındaki “erişilebilirliği” ve “zaman kaybını” merkeze alarak aile birliğini koruduğunu göstermektedir.
Norm Fazlası ve Re’sen Atama Mağduriyetlerine Yargıdan Fren
Özellikle yakın zamanda aile birliği mazeretiyle gelmiş personelin norm fazlası sayılarak tekrar gönderilmesi durumunda, İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin de benimsediği üzere, “kamu-birey menfaati dengesi” gözetilmelidir. Personelin aile düzenini kurmuş olması, çocuklarının okul durumu ve eşinin iş hayatı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idarenin sadece puan listesine bakarak yaptığı atamalar “hakkaniyet” ve “ölçülülük” süzgecinden geçememektedir. Yargı, idareyi bu gibi durumlarda daha hassas ve personeli koruyucu alternatif modeller (geçici görevlendirme, norm güncellemesi vb.) geliştirmeye zorlamaktadır.
Yürütmenin Durdurulması (YD) Talebinin Eş Durumu Tayini Davalarındaki Önemi
İdari yargılama sürecinde norm kadro gerekçesiyle ret işlemine karşı açılan davalarda, davanın esası kadar Yürütmenin Durdurulması (YD) talebi de kritik bir yer tutar. İYUK’un 27. maddesi uyarınca, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda YD kararı verilir.
Mazeret atama davalarında “telafisi güç zarar” unsuru, eğitim-öğretim yılının takvimiyle doğrudan ilişkilidir. Atama hakkına rağmen haksız yere yer değişikliği yapılmayan bir öğretmen için her geçen gün, ailesinden uzak kalması, çocuklarının sosyal gelişimi ve psikolojik yorgunluk açısından onarılamaz bir kayıptır. Mahkemeler, özellikle yarıyıl tatili gibi geçiş dönemlerinde, personelin eğitim-öğretim faaliyeti kesintiye uğramadan ailesine kavuşmasını “kamu yararı” tanımı içinde değerlendirerek hızlıca YD kararları üretmektedir. YD kararı verilmediği takdirde, dava 1 yıl sonra kazanılsa dahi, geride kalan süredeki ailevi kopuşun ve çekilen sıkıntıların telafisi mümkün olmamaktadır.
Eş Durumu Tayini Davalarında Dava Açma Süresi ve Usul Riskleri
Hukuki haklılık, usulüne uygun ve zamanında takip edilmediği sürece sonuca ulaştırmaz. İdari yargı pratiğinde en büyük risk, İYUK’ta öngörülen 60 günlük dava açma süresinin kaçırılmasıdır. MEB mazeret atama sonuçlarının ilanı veya ret yazısının personelin MEBBİS sistemine düşmesi ya da yazılı tebligatı ile süreç başlar. Başvurunun reddinden sonra sessiz kalınması veya sürenin idare ile müzakere edilerek geçirilmesi hak kaybına neden olur.
Diğer bir risk ise, davanın teknik gerekçelendirmesidir. Sadece “eşimi özledim” gibi subjektif beyanlar yerine; İYUK m.7, Anayasa m.41, emsal mahkeme kararı atıfları, mesafe analizleri ve normlar hiyerarşisindeki çatışmaların (Norm Kadro Yönetmeliği vs. Anayasa) profesyonelce kurgulanması gerekir. Yanlış mahkemede açılan davalar (Yetki aşımı) süreci aylarca uzatabilirken, yürütmeyi durdurma talebinin eksik kalması personelin mağduriyetini dava boyunca devam ettirir.
Sonuç: Norm Kadro Yönetmelikleri Anayasal Hakların Önünde Bir Engel Olamaz
Öğretmenlik mesleğinin ifasında huzur ve motivasyonun en temel kaynağı aile bütünlüğüdür. İdarenin, personelini “hizmet puanı” veya “norm kadro” gibi soğuk istatistiksel araçlarla değerlendirerek aile birliğini ikincil plana itmesi, hukuk devleti ilkeleriyle çelişmektedir. Mevzuatın amacı personeli mağdur etmek değil, hizmeti en insani şartlarda koordine etmektir.
Yargısal denetim, idarenin bu takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde tutan en etkili mekanizmadır. Bu nedenle eş durumu tayini öğretmen başvurularının reddi halinde, işlemin aile birliği mazereti çerçevesinde yargısal denetime tabi tutulması hukuki bir zorunluluktur. Gerek Mersin gerekse İzmir İdare Mahkemeleri’nin verdiği son dönem kararları, idarenin “kadro yok” savunmasının anayasal “aile” normu karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Ancak her somut olayın kendine özgü şartları, mesafeleri ve mazeret belgeleri bulunduğu için, davanın kurgusu ve takibi de o ölçüde özel değerlendirmeyi gerektirir. Yönetmeliklerin mutlak olmadığı, yargı yolunun ise hak arama mücadelesinde en güçlü araç olduğu bilinerek hareket edilmelidir.
